iyi yıllar...

biliyorum yine çok uzun zaman oldu blogtan ayrı kalalı. ben bu düzenli yazma işini bir türlü başaramıyorum. bazen içimden yazmak gelmiyor bazen tıkanıyorum. bugün kendimi zorladım. nede olsa yeni yıl öncesindeyiz. aslında vakit bulduğumda herkes neler yapıyor diye blogları geziyorum. özellikle can'ın nazlı'nın eylül'ün neler yaptıklarını takip ediyorum. alpiyi minasuyu yusufu ve şimdi aklıma gelmeyen diğerlerinide unutmamak gerek. ama bir türlü yazamadım işte. neredeyse 2 ay oldu.:( üzgünüm...

bir yıl göz açıp kapayana kadar geçti.. ertu kocaman bir çocuk oldu artık.
onun büyümesine, birlikte yaptığımız şeylere kendimi okadar çok kaptırdımki, boş kalan zamanlarımda sadece ona daha fazla ne verebilirim, yarın değişik ne yapsak diye, düşünmekle araştırmakla okumakla geçiriyorum. aylar boyunca hiçmi yazamadın demeyin. ertu vakit bırakmıyor değil durum. artık günler ertuyla inanılmaz eğlenceli geçiyor, oğlum koca adam oldu.. ben bu eğlenceden kopamıyorum. o tek başına birşeyler yaparken, bile oturup onu izliyorum. bu bir mucize.:) biliyorum çok abarttım. ama öyle..
bebekliği boyunca "allahım hiç büyümesin, hep bebek kalsın" diyordum. belki ilk 6. ayda kaçırdıklarımın acısıdır bunu dedirten. neyse.. 2 yaşını geçince hayatımız muhteşem bir hızla değişti. gerçi bunda montessorininde etkisi çok büyük. yakında montessori felsefesini uygulamaya başlayalımız 6 ayı dolduracak. eh yarım sene oldu bile.:)) yarım senede aldığım sonuç gerçekten harika.
biliyorsunuz daha öncede yazmıştım. montessorinin aktivitelerinden pek fazla yapmıyoruz. beni sadece ana felsefesi çok etkiledi. evimiz montessoriye uygun bir şekilde dizili. gerçi gerçek bir montessori uygulayıcısı, eminim bir sürü eksik ve yanlış bulacaktır. ben daha önce ne yapıyorsam, ev nasılsa şimdide öyle. önemli olan evde rahat hareket edebilmesi çocuğun. kendi ihtiyaçları için, her malzemeye ulaşabilmesi.  tim seldinin kitabını okuduktan sonra ayakkabılığın yanına ertu için bir askılık yapıştırdım . birde lavaboya tek başına ulaşabilmesi için, kilitli plastik kapların büyük boyundan aldım. içine atmaya kıyamadığım ama işe yaramayan eski kasetleri doldurdum. böylece basamak oldu. hım neyse resimsiz olmuyor bu iş. sitede problem var. resim yükleyemedim. sadece önceden yüklediğim resimlerden birini koyabildim. özür..:)

aslında bu sürede ertunun hayatında önemli birşey oldu. 2,5 yaş itibariyle memeyi bıraktık. artık anne sütü almıyor. hayvansal gıda konusu içime sinmediği için, şu an için inek sütü yada başka bir canlının sütünü içmeside söz konusu değil. sütü sadece tatlılarda (sütlaç gibi) dönem dönem kullanıyoruz,ama bardağa koyupta içmiyor. bu arada emmeyi ertu kendisi bıraktı. biliyorsunuz bana kalsa 3. yaşgününü bekleyecektim.:)) artık büyümüş, emmeyecekmiş.  gerçi bir yiğitlikle bıraktı bırakmasınada ara ara aklına gelip, kendi kendine "ertu meme em" diye emir verip, öpmeyede gelmiyor değil.:)) tam bir komedi. sütten kesme gibi birşey uygulamadığımız için, bırakmasıda hiç öyle sorunlu olmadı. aslında 2,5 senenin sonunda bu işte baya uzmanlaştım. ilk 6 ay sürekli süt kesilmesi, pompayla sağmalar olduğunu, yine o dönemde sütün tadını beğenmediği için emmek istemediğini günlerce aç kaldığını göz önüne alırsak, 2,5 sene gerçekten iyi. aslında bu emzirmeyle ilgili açıklayıcı bir yazı yazmalıyım.:) açıklayıcı yanlış oldu:kendi deneyimlerimiz ve o deneyimleri elde ederken, okuduklarımızı yazmalıyız desem daha doğru.
herneyse bu aslında bir yeni yıl yazısı olacaktı. ben yine daldan dala kondum.:)) hayatımın en berbat yılı 2005 sonu ve 2006 başıydı..o tarihten bu yana her sene birşeyler daha iyiye gidiyor. biliyorum bu yıl benim yılım olacak. yaş 29 yolun yarısına az kaldı. :)) umarım bu yıl mutlu, huzulu, sağlıklı geçer.
bütün herkesin yeniyılını en içten dileklerimle kutluyorum. nice yıllara....

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !