ertu çanakkale'de:)

yaz sezonumuz açıldı ve artık çanakkaledeyiz.:) ertu yeni evimizi kabullendi. ama yolculuğumuz ve ilk gün çok zordu... baştan alalım en iisi..

pazar günü sabah saat 8:00'da yola çıktık.ve ertu hayatımıza girdiğinden beri en hızlı yolculuğumuzu yapık. normalde bu saatte yola çıkıp, akşam 6da 7de balıkesir'e ulaşırken, bu kez akşam üzeri 4:30da balıkesirdeydik. yolculuk inanılmaz rahattı. sanki eşimle başbaşa seyahat eder gibiydik. ilk gece ertu'ya hadi yatağa dediğimizde, uyumak istemedi. ama sonra "ertucum sadece bugece burada uyuyacağız, yarın sabahta yeni evimize gideceğiz" diye anlatınca 21:00da uyudu. bu normal uyku saatinden 30dakika geç ama balıkesirde hava neredeyse yarım saat geç kararıyordu.

öğlen balıkesirden yola çıktık. hedef altınoluktu. çünkü eşimin ailesi altınolukta yazlıktaymış. mesafe 2 saatti ama biz yolu 3,5 saatte geldik. çok sıcaktı.:( ertu çok sıkıldı ve yol boyunca ağladı. o gecede hadi yatağa dediğimizde sokak kapısını açıp, "eve eve" diye sızlanmaya başladı. yine durumu açıkladık ama bu kez kızgındı. aylar sonra ilk kez uyumak için yanına uzanmak zorunda kaldık malesef.:( ama işe yaramadı, içini çekerek ve tam uykuya dalacağı sırada "eve eve" diye sayıklayarak yeniden uyandı. sonrada meme istedi.(!) oysa akşam emmelerini 4 ay önce bırakmıştı. okadar çok yalvardıki mecburen emzirdim. tabi artık sadece sabahları emdiği için gece süt rezervim azdı..20 dakikada süt bitti. gel gör oliş uyuyamıyor...:( tam dalacak, sıçrayarak gözünü açıyo ve kapıyı gösterip,eve eve diye baştan başlıyordu. zar zor babası uyutmayı başardı.

sabah tekrar yola çıktık. mesafe yine 2 saatti aslında ama yol boyunca sık sık durmak zorundaydık. ertu çığlık çığlığa ağladı.:( " baba duu (bu dur demek) eve eve" diye söylendi sürekli. durum içler acısıydı. çanakkaleye girince kepez'de kipaya uğradık. ama ertunun ağlaması kesilmedi. istikamet ev oldu bizim için. burada kiraladığımız evin sahibiyle buluşup, eve gittik. babamız bizi eve bırakıp, hemen işe gitti. ben odalardan birine ertuyu götürüp, burası yeni odamız diye anlattım. çarşaflarını falan çıkarıp, yatağını hazırladım. hemen yatağa çıktı ve uzandı.:) tekrar yüzünde gülücükler açtı bebişimin. ben çekmece içlerini falan silip, acele bir temizlik yaparken,ertuyada oyuncak valizini getirmesini söyledim. kendinin iki katı, taş gibi valizi sürükleyerek getirdi. valizi açıp, çekmecelere istediği gibi yerleştirebileceğini söyledim. herşeyi istediği gibi dizdi,odayı topladı... sonra ben yatak odasını ayarlamak için yan odaya geçtim. ertuyada ister yanıma gel ister odanda dinlen dedim. 2 saatin sonunda manzara şuydu:ertu kitaplarını alıp, yatağın üzerine çıkmış kitap okuyor, yanındada tigerı var. okadar mutlu olmuştu ki anlatamam.

benim oğlum tam bir ev kuşu.. parktan eve gelirken, eve eve diye sevinç çığlıkları atan bir çocuk varmıdır acaba.??? 2gün üstüste sokağa çıksak, 3. gün hiçbirgüç ertuyu sokağa çıkaramaz mesela. sanırım ertu çok gezmekten, ev dışında kalmaktan nefret ediyor.

tabi akşama kadar ancak yerleştiğimizden yemek yapamadık.:( yemek için dışarı çıkmamızsa tam bir felaketti. ertuyu giydirip, aşağı indiğimizde oliş arabayı görünce çığlık çığlığa ağlamaya başladı. ki susturabilene aşk olsun. zar zor durumu açıklayıp, arabaya binmeye ikna ettim. geçen yaz sık yemek yediğimiz biryere gittik. oliş hatırladı hatırlamasına ama ufak bir sorun vardı:yine eve eve diye ağlamaya başladı.:( evde yemek olmadığını anlattık. zorla ikna oldu. yarın sabah için kahvaltılık almak amacıyla markete girdiğimizi ise anlatmayayım hiç. eve eve çığlıkları eşliğinde yumurta, peynir alıp fırtına gibi döndük eve..uyku pek problem olmadı. evinde ve yatağında olduğu için uyudu. ama gece boyu sayıkladı. bizde gece terörüyle tanışmış olduk. gözler kaplı, arada açılıyor ama kesinlikle uyanık değil ve sayıklıyor "BABA DUU EVE EVE"..........:( yani "baba dur eve gidelim" diyor. gece boyu kabus gördü. sabah uyandığında çok neşeliydi neyseki.2 gün boyunca kaldığımız yerlerde sabah 7:30da bizide ayağa diken oliş, gene 7:30da uyandı geldi sütünü emdi ve 9:30a kadar odasından oyuncak getirip, yatak odasında oynadı. normale dönmeye başladı yani.:)

taki kahvaltıdan sonra alışveriş için markete gidene kadar...arabayı görünce ağlamaya başladı, ama birlikte mama pişirip, evde yemek yiyeceğimizi, yağ ve pilav(pirinçede pilav diyor ertu) alırsak ona pilav yapacağımı söyledim. sağ salim markete ulaştık, alışverişimizi yaptık ama sonrasında ertu resmen şımarıklıktan zırıl zırıl ağlamaya başladı. eve gelene kadar ağlamaya devam etti tabi teknik olarak bildiğim tüm yöntemleri uyguladım, sakinleşmesini sağlayansa eve dönmemiz oldu. babamızı işe yolladık ve birlikte mutfağı temizleyip, yemek yaptık. ertu odasından oyuncaklarını getirdi, biraz bana yardım etti biraz oyun oynadı ve akşamı ettik. akşam yemek yemesi görülmeye değerdi. çatalı kaşığı fırlatıp, elleriyle saldırdı yiyeceklere.:) çünkü yolculuk boyunca neredeyse aç kalmıştı.:( aslında buda ayrı bir konu.. daha sonra yememe maceralarmızıda anlatırım.

bu yazıyı geçen hafta yazmıştım. bağlantı sorunları ancak halloldu.:) uygun bir zamanda yeni yazılarımızıda ekleriz. şimdi ertunu dinlenme saati bitti.Masum pcde bişeyler yapmama izinvermez. bağlantı gelir gelmez yazıyı ekledim bende. görüşürüz...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !