anne sütü-2 ertuyla yaşadıklarımız...


19/1/2009 · Kategori: annenin gunlugu

önceki yazıda bizim süt savaşımızdan ve babalardan bahsetmeye devam edicem demiştim.:) o yazıya yorum yazan sevgili kaanın annesinin yazdıklarınıda özellikle okumanızı istiyorum.:) ve tekrar tebrik ediyorum seni, kaanın annesi:))

gelelim bizim süt savaşlarına... ertu doğduğunda süt emme yada göğüs yaralarıyla ilgili hiç sorun yaşamadık... çok güçlü bir emme refleksi vardı.. doğru şekilde emzirincede ilk 5 gün harika gitti. ama sonra...

anne yani ben, beklenmedik ağır bir stres yükünün altında kaldım. ertu çığlık çığlığa ağlayıp, emmeyi reddetti. bunda aşırı stresin sütün tadını ve kalitesini bozmasının etkisi vardı. zar zor sol memeden emzirmeyi başardım. sağ göğüste oluşan şişliği (halk arasında inme inmesi, tıp dilinde daha çok süt kanallarının iltihaplanması/tıkanması diye adlandırılan), sıcak tampon+elimle masaj yaparak geçirmeye çalıştım. 2. gün süt getirmeyi başardık o göğüstende. ama yine bir sorun vardı:sütün tadı şekerli, çok güzel olmasına rağmen(evet tadına baktım.Siritiyor), küçük bey solu emdikten sonra asla sağı emmedi. ertu her sol göğüsü emdiğinde, sağ göğüsteki sütü sağarak boşalttım. sonraki gün onu sağ memeye ters olarak yatırdım.(biraz zor ama sanki sol göğsü emiyormuş gibi) bu kandırmaca işe yaradı ve sağ göğsüde vermeyi başardım.... ilk 3 ay beklenmedik süt kesintileri yaşadık. evet huzursuzluk mutsuzluk süt üretiminide kalitesinide etkiliyor malesef. psikoloğum ağır travma sonrası stres bozukluğu teşhisi koydu ve sakin, huzurlu emzirme seansları önerdi. bunun sonrasında tamamen süt üretimini ve kalitesini arttırmaya odaklandım. neler yaptım?

1) sessiz, sakin emzirebileceğim bir mekan ayarladım. beni en rahatlatan şeyi yaptım ve emzirirken kitap okudum.:)

2) emzirirken ertuyu soydum ve karnıma iice yapıştırıp, maksimum tensel temas sağladım.(gerçekten işe yarıyor.) zaten neredeyse emzirdiğim sürenin tamamında herzaman maksimum tensel temasa önem verdim. sokakta, hastanede uçakta veya arabada emzirdiğim zamanlar hariç, herzaman tensel temas kurduk. ev dışında elleriyle dokunmasına imkan sağladım tabi.

3) içebildiğim, midemin kaldırdığı kadar çok su içtim.

4) rezene çayı bu süreçteki en iyi yardımcılarımdan biriydi.

5) asla emzik kullanmadım. ilk 3 ay her ağladığında emzirdim. acıkıp, acıkmadığına bakmaksızın. ortalama günde 10 defa diyor doktorlar ama ben gün oldu 25 kez emzirdim.

6) 2 aylık olmadan önce kısa gündüz şekerlemelerini memede yaptı. orada uyudu, emmiyorsa bile emme refleksini tatmin etti sadece. memeyi ağzına alıp, emzik gibi oynardı.:)) açıkçası hiçbirzaman bebeğimin o kauçukmu plastikmi herneyse o şeyleri emmesini hiç istemedim.


böyle güzel güzel idare ederken 4. 5. aylar civarında yine süpriz bir şekilde ve evet yine stres kaynaklı süt kaybı yaşadık. sütüm küt diye kesildi. akşama kadar açlıktan çığlık çığlığa ağlayan bir bebekle başbaşa kaldım.Çilgin bu 2 gün sürdü. ben bu süre zarfında kendimi rahatlatmaya çabaladım. 2 yol arasında kalmıştım. bir yandan, oğlum aç olduğu için vicdan azabı yaşıyorum( bu dahada fazla stres yapmama neden oluyor) bir yandan acaba aç kalacağına mama versemmi diye kara kara düşünüyorum. ama sonuçta mantık galip geldi. ve sabırla emzirdim. aç karnına geçen ilk günün ardından, süt yavaş yavaş gelmeye başladı. tabi bu arada yine aşırı stres kaynaklı kalpte ritm bozukluğu denen şeyle tanıştım. kalbim mola ver diyordu sanki... buda beni inanılmaz azimlendirdi.  kendi kendime "hemen şimdi aklını başına topluyorsun, önce sen önemlisin, sen ii olacakssınki çocuğun iyi olacak, ne istediğine karar ver ve doğru bildiğini yap dedim. ne mi yaptım? her kadının yaptığını..Havalı soluğu kuaför salonunda aldım.Siritiyor saç baş manikür pedikür vs..sonrasında alış veriş yeni ciciler en son kitapçı ve sıcak bir fincan vanilya aromalı fransız kahvesi..:)) dünyada en sevdiğim 4 şeyden 3ü yanımdaydı ogün. kucağımda meme emen oğlum, masada kahvem, elimde kitabım.. resimde sadece kociş eksikti.:( herneyse... o gece oturup, hayatımın nasıl olmasını istediğimi düşündüm. beni mutsuz eden herşeyi çıkardım hayatımdan. sonraki hafta sanki yeni doğum yapmışım gibi süt fışkırması yaşadık.Siritiyor baya baya ertu bir göğüsten emerken, diğer göğüsten süt akıyordu ve göğüs pedleri derdimize çare olmuyordu.:)) annem emzirirken, diğer göğsüne bastır, boşa akmasın gibi bir öneride bulundu. hazır bol bol gelen sütü kaçırırmıyım? bende ertu emerken diğer göğsün altına bir bardak tuttum.Siritiyor 2 göğsüde emip, boşaltınca, bardağa biriken sütüde çay kaşığıyla hemen içirdim.Havalı

ilk yılı dünya yansa yorganım yok içinde, türküsü eşliğinde geçirmeye çalıştım. ama en ufak sıkıntıda stres yapıp, değmeyecek şeylere üzüldüğümde, sütüm yine azaldı malesef. her bünye farklı. benim vücudum stresi kaldırmıyor malesef. ufak birazcık üzüntü bile, bütün dengemi dolayısıyla süt üretimimi alt üst ediyor.

2. yıl artık iyice akıllanmıştım. tabi ek gıdalarla birlikte, emme süreleri saatleri azalmıştı. haliyle süt miktarıda. artık birini emerken diğerinden süt akmıyordu ama yeterince sütüm hep oldu.:)) taki ertu 30 aylık olduğunda, bir sabah uyanıp, "ertu meme hayır, ertu büyüüü" diye bir cümle kurupta emmek istemediğini söyleyene kadar..:)


gelelim bu süreçte en sinir olduğum şeylere....

bebeğin sadece anne sütü aldığı dönemde:

-sütün yetiyormu? ay şunu ye, bunu ye bilmemne yap..kendini üzme huzurlu olursan, sütün bol olur diyenler.. bizde biliyoruz heraldede kolaysa sen uygula kardeşim.

ek gıdalara başladıktan sonra:

- ay yavrum bu zayıf. çokmu emiyor? artık kessen diye akıl verenler

ilk yaş gününden sonra:

-ee sütün hala varmı? artık inek sütü versen, senin sütün yetmez diyenler.... ya kardeşim adı üstünde inek sütü, inek yavruları için. anne sütü varken, niye şimdi inek sütü vereyimki? desemde anlamayanlar...

2. yaş gününden sonra:

-ne hala emziriyormusun? yeter kes artık..canına yazık. hala sütün varmı ya? boş memeyi emmesin diyenler.. tabi ben salağım, sütüm bitmiş ama farkında değilim. yinede burda belirtmeden geçmeyeyim. yaklaşık 28 aylıkken 200 cc rahat sağabiliyordum... yeterki emzirmek isteyin,iş beyinde bitiyor.:))


bide  engin bilgilerini(!) benimle paylaşan  4 çocuk annesi şahsı atlamam ve özel olarak yazmam lazım. bu herşeyi bilen şahsiyet ertu 9. aylıkken ziyaretimize gelmişti. bana "sütün beyazmı sarımı?" diye bir soru sordu. anlam veremedim ama bembeyaz değil, sapsarıda değil, krem rengi gibi dedim. bu seferde "yoğunmu, su gibimi" dedi. bilmiyorum ama öyle su gibide değil, tatlı şekerli süt gibi işte dedim. cvp beni dumura uğrattı:"boşuna emzirme sen, açık renk süt artık hiç yaramaz çocuğa, emeceğine yesin"Çilgin tabi ben bunu ciddi ciddi kafaya taktım,acayip moralim bozuldu, bizim süt yine etkilendi bu işten... ertunun doktoruyla konuştum, kesmedi, gaziantepteki doktorunu aradım, ertuyu başka bir doktora daha götürüp, fikrini aldım.... internette derin araştırmalar yaptım vs.. sonuçta bu tamamen bir saçmalıkmış. ama ben o dönem hassas olduğumdan, çok düşünüyordum her söyleneni. böyle bir saçmalık bile, süt miktarımı etkiledi malesef.Utanmis kabul ediyorum azıcık eşeğimdir ben.


işin özeti, özgüven ve yapabileceğine inanma..gerisi zaten geliyor.:)) ve süt kesildiğinde dayanma gücü.:)) hem yaşadığınız vicdan azabına katlanmak hemde çevreden gelen "çocuk aç, mama ver" baskılarına dayanmak için bunlar şart.


ve tensel temasın önemini atlamadan.. bebekle sürekli bir arada olun mutlaka. birlikte banyo yapın. bence en kolay bebek yıkama şekli.:)) burda

ev işlerini yaparken kucağınıza bağlayın, yürüyüşe çıkınca, kanguruda taşıyın....  merak etmeyin, kucağa alışması dünyanın sonu değil. kendi başına ayağa kalkabildiği an, istesenizde sürekli kucağınızda olmak istemez.

biberon, emzik kullanmayın. 10 aylık bir bebek sıvı gıdaları bardaktan içebilir artık.:)

ve herşeye rağmen memeden süt almıyorsa,emzirme ekleyicileri kullanın.


aslında bu yazıda babanın rolündende bahsedecektim ama yine çok uzattım. oda başka yazıya kalsın.:) mola..:)

 

not:malumunuz ben çalışmayan bir anneyim.:)) çalışan bir anne olarak bu yazıyı okuyup bana kızmayın diye yorum kısmında çalışan bir anne olarak fikirlerini belirten öykünün annesi perihan'ın yazdıklarını buraya eklemek istedim.):


"Benim kızım Öykü de 28 aylık ve hala emiyor ve emzirmekten dolayı ben çok mutluyum. Ben çalışan bir anneyim. Kızım henüz 55 günlükken iş başı yaptım. İşe başlarken, stresten, kızımı bırakıp gideceğim üzüntüsünden, benden bir damla süt bile gelmedi ama yılmadım, sürekli sağdım, sağdım, gece gündüz birbirine karıştı ama işbaşı yaptığımda 1-2 biberon süt hazırlamıştım. 1.5 saat süt iznim de olduğu için sabahları bir saat, öğlenleri de yarım saat izin alarak, (işyerim evimize 45 dk uzaklıkta) her öğlen gidip kızımı emzirdim ve geri dönüp işbaşı yaptım. Çok yoğun ve yorucuydu, hiçbir zaman şikayet etmedim. Çalıştığım saatlerde de işyerinde sütümü sağarak, ertesi günün sütünü hazırladım. Zaman zaman biberon tutmadığı oldu, babaannesi saolsun kaşık kaşık verdi sütü ve böylece ilk 6 ay sırf anne sütü ile besledim güzel kızımı.

Anlattığın gibi zaman zaman benimde sütümün az geldiği olmuştur ama ne olursa olsun, hiçbir zaman mama ve emzik vermedim.
Hala Öykü, seninleyken fazla yemiyor, artık sütten kes deseler de, biliyorumki, " marketlerde bulunamayacak tek şey anne sütü" neden kızım emmeyi severken, ben emzirmekten vazgeçeyim ki.. Kim ne derse desin, kulaklarımı tıkıyorum ve kızımı emzirmeye devam ediyorum. Birgün gelir, kendi bırakır biliyorum.

Sevgilerimle
Perihan Özdemir"


 

Yorum (14) Yorum yaz!

anne sütü-1 ve emziren babalar...


16/1/2009 · Kategori: annenin gunlugu

bu yazımda ertunun emmeyi bıraktığını yazmıştım ve aslında artık emzirme deneyimlerimden bahsedebiliriz demiştim.):

akıllıbebekte çok sık karşılaşıyorum,bebeğim emmiyor, bir göğsü almıyor, sütüm yetmiyor, sütüm azaldı vb. şeylere. en önemlisi şu; her kadın emzirebilir ve emzirdiği sürece sütü yeterli olacaktır. sütün yetmemesi yaramaması diye birşey yok. sadece göğüs kanseri olan kadınlar emziremiyor.  istedikten sonra, istenildiği kadar emzirilebilir.

ertu doğduğunda, tek göğüs almama sorununu yaşadık... emmeyi reddetme sorunu yaşadık... süt azalması sorunu(!) (4.ayda) yaşadık... sonuçta hepsini atlatıp, 30 ay anne sütüyle besleyebildim...

bunu nasıl hallettiğimize gelmeden önce emzirmeyle ilgili birkaç temel bilgiden bahsetmek istiyorum. öncelikle bebek emzirmek için, çocuk doğurmak şart değil. evlatlık edinen annelerde bebeklerini emzirebilirler. "Evlatlık edinen annelerde meme başı 1-3 saatte bir uyarılmalı ve günde 3 kez 25 mg klorpromazin denilen ilaç verilmelidir. Yöntemin oluşması için % 50 olasılık vardır ve 1-2 ay zorlamak gereklidir." kaynak

burda ilaç kullanmaktan bahsetsede, sadece çok isteyerek bunu başaran annelerde var..:)) ayrıca emzirmek için, yaşta problem değil. her yaştan kadın, bebek emzirebilir. ayrıca sütün yetmemesi(!), sütün bebeğe yaramaması(!) vb. şeyler asla sözkonusu değildir.

aslında sadece kadınlardan bahsetmeyeceğim. insanlar yavrularını, isterlerse emzirebilirler.:) sadece kadınlar değil, isterse babalarda emzirebilir. bu konudaki doktor açıklamaları ve emziren babalarla ilgili video için tıklayın.): erkeklerdede tıpkı kadınlardaki gibi(kadınlardakinden çok daha az olsada) prolaktin hormonu ve süt kanalları var. 1990'lardan önce erkek göğüslerinden süt gelmesi haslalık olarak düşünülüyordu.(günümüzdede bu böyle) ama fizyolojik bir rahatsızlık olmadığı sürece, babanın sırf bebeğine süt vermek için, kendini şartlandırarak süt üretmesi çok farklı birşey.

baba emzirmesiyle ilgili buradaki konuyuda okuyabilirsiniz. Toronto üniversitesi antropoloji bölümü başkanı prof. Patty Stuart Macadam 1996 yılında yayınladığı "male lactation" isimli makalesinde " göğüs göğüstür. erkek laktasyonu fizyolojik olarak mümkündür ve dr. robert greenblatt'a göre erkeklerde süt üretimi, bebeğin haftalar boyu emzirilmesiyle ve uygun şekilde meme ucu uyarımıyla mümkün olur. ayrıca tarihtede alman araştırmacı Alexander Freiherr von Humboldt 1859 yılında 32 yaşındaki bir adamın beş aydır oğlunu emzirdiğinden bahsetmiştir."

aynı kaynakta eşi bebeğini emziren bir anne " bunu doğal bulmuyor olabilirsiniz. ama anne sütü yerine petrol ürünleri içeren formül mamalar kullanmak sizce dahamı doğal" diye sormuş. tabiki bu çok tartışılacak, sosyal psikolojik yönleri olan bir konu. zaten işin beni ilgilendiren kısmı bu değil. ayrıca emzirmek gibi bir lüksü eşime bırakmayı asla düşünmem.):

bunlardan bahsetmemim tek nedeni, yeni annelere destek olmak. 3-4 çocuk sahibi olmak bile yanlış bildiğimiz doğrulardan kurtulmamızı sağlamıyor malesef. ilk çocuğunu emzirip, ikinci bebeğini sütü yetmediği(!) için emziremeyen okadar çok anne varki malesef.:(

dünyada insanlar, bebeklerine anne sütü vermek için her yolu deniyor. gerekirse babalar emzirebilmek için seferber oluyorlar. gerçekten isterseniz, mutlaka başarırsınız. emzirmek kesinlikle beyinde biten bir iş. ama çevreden hatta bazen doktorların etkisiyle sütünün yetmediğini düşünen anneleri görünce çok üzülüyorum.(ki çoğu zaman buna inandıkları için, gerçektende sütleri yetmiyor.) bir erkek yavrusunu emzirebiliyorsa, zaten bu iş için gerekli donanıma sahip bütün kadınlarda emzirebilir. bu yazının ana fikri budur. önce kulaklarımızı "a sütün yaramıyor, yetmiyor,azalmış vb." saçmalıklara tıkayacağız ve emzirmeden maksimum fayda sağlamak için bildiğimiz denenmiş mantıklı bütün yöntemleri kullanacağız. ama ilk kural asla sütüm yetmiyor,bebeğim emmiyor demeyeceğiz.:)

yine çok uzattım. bundan sonraki yazıda, bu yazının başında yazdığım sütle ilgili yaşadığım krizleri nasıl aştığımızı anlatacağım ve orta afrika pigmelerinden bebek bakımı konusunda alınacak derslerden bahsedeceğim.. belki birilerinin işine yarar.:)

Yorum (5) Yorum yaz!

çıplakmı değilmi?


3/1/2009 · Kategori: annenin gunlugu

aslında bu bir bebek bloğuydu..zamanla ertu büyüdükçe çocuk bloğuna dönüşüyor..aradada annenin tepesi atıyor ve içeriğin çok dışınada çıkıyor... ama bu haber yenir yutulur şey değil doğrusu.yılbaşının ilk faciası olarak duyulan 7 öğrencinin karbonmonoksit gazından zehirlendiği haberi. olay bir facia.. doğalgaz şirketinin sorumluluğu nerede biter, bundan sorumlu olan kişi/kurum kim bilmiyorum. benim anlayamadığım nasıl olurda doğalgaz şirketinin müdürü kendi özelleştirme sürecindeki şirketini kurtarmak için (!) "gençler yarı çıplaktı" diye bir açıklama yapar? buradan bakabilirsiniz. anlayamıyorum anlamak istemiyorum bu zihniyeti. o müdür bugün istifa etmiş.  herkes tepkili.. müdür çark etmiş. sözlerim çarpıtıldı demiş vs.vs.

zaten karamsarım dahada karamsar oluyorum. bu zihniyetle nereye kadar gidecek? gençler çıplak falan değilmiş, günlük normal kıyafetleriyle bulunmuşlar.. kapıyı açan çilingirden, olay yerine gelen ilk polis ekibindekilere kadar herkes şahit...

 iyide kardeşim gençler çıplak olsaydı, bu onların ölümüyle ilgili hangi gerçeği değiştirirdi ki? ne yani giyinikken karbonmonoksit zehirlenmesi olmaz mı? çocuklar çıplak olmasa ölmeyeceklermiydi? bu nasıl bir zihniyet böyle!

gerçi basındaki bazı çevrelere göre grubun kızlı erkekli olması başlı başına yanlış zaten. vakit gazetesinde haberin veriliş tarzı çok ilginç mesela.

anlayamıyorum işte..kızlı erkekli bir grup olunca ne oluyorki? orada sadece erkekler olsaydı, ne değişirdi sormadan edemiyorum mesela. öğrenciyken, bizde kalabalık gruplar halinde takılır, sabahlara kadar geyik yapardık. bunda ne sorun var anlayamıyorum.

gelde sinirlenme, gelde isyan etme.  oh olsun cezalarını buldular demedikleri kalmış bir. 

oğlumu nasıl bir ülke bekliyor böyle? yeni yıl yeni umutlar getirmeli ama, içim karardı benim. offfff

 

blogda hiç yazmak istememiştim ama yine içerik dışına çıkınca yazmak istedim. aslında aklıma gelenleri yazacağım bir blog açsam iyi olacak. böyle çok dağılıyor bloğumuz.

Gazze'de olanlardanda bahsetmeden geçmek istemedim. yeni bir yıla savaşla girdik yine. ırakta hiçbirşey düzelmemişken burnumuzun dibinde bebekler ve çocuklar ölüyor yine.Filistin Büyükelçiliği Müsteşarı Nabeel Alsarrajın basında çıkan bir röportajından alıntı: ''Saldırıların asıl nedeni el-fetih yada hamas değil. Asıl amaç, Filistin'i ve Filistin halkını yok etmek. Sivilleri, hastaneleri, camileri vuruyorlar. 3 aylık bebek el-Fetih mi yoksa Hamas mı? Bebeklerin, kadınların, sivil halkın suçu ne? Telefon şebekesini bombalıyorlar. Telefon, el-Fetih mi, Hamas mı? Alt yapımızı çökertmek istiyorlar. Yolları, köprüleri bombalıyorlar, yardım alamıyoruz. Neden dünya buna suskun kalıyor? Şunu vurgulamak istiyorum ki bizi bu topraklardan gönderemeyecekler, biz burada kalıcıyız. Onlar gidecekler.''

insanoğlu nezaman kardeşçe yaşamayı öğrenecek? büyükler toprakları paylaşamıyor diye, çocukların bebeklerin ölmesi neden? diyecek hiçbirşey yok. dünya bekle gör politikası uyguluyor ve elimiz kolumuz bağlı sanki. çok üzgünüm.

Yorum (9) Yorum yaz!

iyi yıllar...


31/12/2008 · Kategori: annenin gunlugu

biliyorum yine çok uzun zaman oldu blogtan ayrı kalalı. ben bu düzenli yazma işini bir türlü başaramıyorum. bazen içimden yazmak gelmiyor bazen tıkanıyorum. bugün kendimi zorladım. nede olsa yeni yıl öncesindeyiz. aslında vakit bulduğumda herkes neler yapıyor diye blogları geziyorum. özellikle can'ın nazlı'nın eylül'ün neler yaptıklarını takip ediyorum. alpiyi minasuyu yusufu ve şimdi aklıma gelmeyen diğerlerinide unutmamak gerek. ama bir türlü yazamadım işte. neredeyse 2 ay oldu.:( üzgünüm...

bir yıl göz açıp kapayana kadar geçti.. ertu kocaman bir çocuk oldu artık.
onun büyümesine, birlikte yaptığımız şeylere kendimi okadar çok kaptırdımki, boş kalan zamanlarımda sadece ona daha fazla ne verebilirim, yarın değişik ne yapsak diye, düşünmekle araştırmakla okumakla geçiriyorum. aylar boyunca hiçmi yazamadın demeyin. ertu vakit bırakmıyor değil durum. artık günler ertuyla inanılmaz eğlenceli geçiyor, oğlum koca adam oldu.. ben bu eğlenceden kopamıyorum. o tek başına birşeyler yaparken, bile oturup onu izliyorum. bu bir mucize.:) biliyorum çok abarttım. ama öyle..
bebekliği boyunca "allahım hiç büyümesin, hep bebek kalsın" diyordum. belki ilk 6. ayda kaçırdıklarımın acısıdır bunu dedirten. neyse.. 2 yaşını geçince hayatımız muhteşem bir hızla değişti. gerçi bunda montessorininde etkisi çok büyük. yakında montessori felsefesini uygulamaya başlayalımız 6 ayı dolduracak. eh yarım sene oldu bile.:)) yarım senede aldığım sonuç gerçekten harika.
biliyorsunuz daha öncede yazmıştım. montessorinin aktivitelerinden pek fazla yapmıyoruz. beni sadece ana felsefesi çok etkiledi. evimiz montessoriye uygun bir şekilde dizili. gerçi gerçek bir montessori uygulayıcısı, eminim bir sürü eksik ve yanlış bulacaktır. ben daha önce ne yapıyorsam, ev nasılsa şimdide öyle. önemli olan evde rahat hareket edebilmesi çocuğun. kendi ihtiyaçları için, her malzemeye ulaşabilmesi.  tim seldinin kitabını okuduktan sonra ayakkabılığın yanına ertu için bir askılık yapıştırdım . birde lavaboya tek başına ulaşabilmesi için, kilitli plastik kapların büyük boyundan aldım. içine atmaya kıyamadığım ama işe yaramayan eski kasetleri doldurdum. böylece basamak oldu. hım neyse resimsiz olmuyor bu iş. sitede problem var. resim yükleyemedim. sadece önceden yüklediğim resimlerden birini koyabildim. özür..:)

aslında bu sürede ertunun hayatında önemli birşey oldu. 2,5 yaş itibariyle memeyi bıraktık. artık anne sütü almıyor. hayvansal gıda konusu içime sinmediği için, şu an için inek sütü yada başka bir canlının sütünü içmeside söz konusu değil. sütü sadece tatlılarda (sütlaç gibi) dönem dönem kullanıyoruz,ama bardağa koyupta içmiyor. bu arada emmeyi ertu kendisi bıraktı. biliyorsunuz bana kalsa 3. yaşgününü bekleyecektim.:)) artık büyümüş, emmeyecekmiş.  gerçi bir yiğitlikle bıraktı bırakmasınada ara ara aklına gelip, kendi kendine "ertu meme em" diye emir verip, öpmeyede gelmiyor değil.:)) tam bir komedi. sütten kesme gibi birşey uygulamadığımız için, bırakmasıda hiç öyle sorunlu olmadı. aslında 2,5 senenin sonunda bu işte baya uzmanlaştım. ilk 6 ay sürekli süt kesilmesi, pompayla sağmalar olduğunu, yine o dönemde sütün tadını beğenmediği için emmek istemediğini günlerce aç kaldığını göz önüne alırsak, 2,5 sene gerçekten iyi. aslında bu emzirmeyle ilgili açıklayıcı bir yazı yazmalıyım.:) açıklayıcı yanlış oldu:kendi deneyimlerimiz ve o deneyimleri elde ederken, okuduklarımızı yazmalıyız desem daha doğru.
herneyse bu aslında bir yeni yıl yazısı olacaktı. ben yine daldan dala kondum.:)) hayatımın en berbat yılı 2005 sonu ve 2006 başıydı..o tarihten bu yana her sene birşeyler daha iyiye gidiyor. biliyorum bu yıl benim yılım olacak. yaş 29 yolun yarısına az kaldı. :)) umarım bu yıl mutlu, huzulu, sağlıklı geçer.
bütün herkesin yeniyılını en içten dileklerimle kutluyorum. nice yıllara....

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki ::

Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı