anne sütü-2 ertuyla yaşadıklarımız...

önceki yazıda bizim süt savaşımızdan ve babalardan bahsetmeye devam edicem demiştim.:) o yazıya yorum yazan sevgili kaanın annesinin yazdıklarınıda özellikle okumanızı istiyorum.:) ve tekrar tebrik ediyorum seni, kaanın annesi:))

gelelim bizim süt savaşlarına... ertu doğduğunda süt emme yada göğüs yaralarıyla ilgili hiç sorun yaşamadık... çok güçlü bir emme refleksi vardı.. doğru şekilde emzirincede ilk 5 gün harika gitti. ama sonra...

anne yani ben, beklenmedik ağır bir stres yükünün altında kaldım. ertu çığlık çığlığa ağlayıp, emmeyi reddetti. bunda aşırı stresin sütün tadını ve kalitesini bozmasının etkisi vardı. zar zor sol memeden emzirmeyi başardım. sağ göğüste oluşan şişliği (halk arasında inme inmesi, tıp dilinde daha çok süt kanallarının iltihaplanması/tıkanması diye adlandırılan), sıcak tampon+elimle masaj yaparak geçirmeye çalıştım. 2. gün süt getirmeyi başardık o göğüstende. ama yine bir sorun vardı:sütün tadı şekerli, çok güzel olmasına rağmen(evet tadına baktım.Siritiyor), küçük bey solu emdikten sonra asla sağı emmedi. ertu her sol göğüsü emdiğinde, sağ göğüsteki sütü sağarak boşalttım. sonraki gün onu sağ memeye ters olarak yatırdım.(biraz zor ama sanki sol göğsü emiyormuş gibi) bu kandırmaca işe yaradı ve sağ göğsüde vermeyi başardım.... ilk 3 ay beklenmedik süt kesintileri yaşadık. evet huzursuzluk mutsuzluk süt üretiminide kalitesinide etkiliyor malesef. psikoloğum ağır travma sonrası stres bozukluğu teşhisi koydu ve sakin, huzurlu emzirme seansları önerdi. bunun sonrasında tamamen süt üretimini ve kalitesini arttırmaya odaklandım. neler yaptım?

1) sessiz, sakin emzirebileceğim bir mekan ayarladım. beni en rahatlatan şeyi yaptım ve emzirirken kitap okudum.:)

2) emzirirken ertuyu soydum ve karnıma iice yapıştırıp, maksimum tensel temas sağladım.(gerçekten işe yarıyor.) zaten neredeyse emzirdiğim sürenin tamamında herzaman maksimum tensel temasa önem verdim. sokakta, hastanede uçakta veya arabada emzirdiğim zamanlar hariç, herzaman tensel temas kurduk. ev dışında elleriyle dokunmasına imkan sağladım tabi.

3) içebildiğim, midemin kaldırdığı kadar çok su içtim.

4) rezene çayı bu süreçteki en iyi yardımcılarımdan biriydi.

5) asla emzik kullanmadım. ilk 3 ay her ağladığında emzirdim. acıkıp, acıkmadığına bakmaksızın. ortalama günde 10 defa diyor doktorlar ama ben gün oldu 25 kez emzirdim.

6) 2 aylık olmadan önce kısa gündüz şekerlemelerini memede yaptı. orada uyudu, emmiyorsa bile emme refleksini tatmin etti sadece. memeyi ağzına alıp, emzik gibi oynardı.:)) açıkçası hiçbirzaman bebeğimin o kauçukmu plastikmi herneyse o şeyleri emmesini hiç istemedim.


böyle güzel güzel idare ederken 4. 5. aylar civarında yine süpriz bir şekilde ve evet yine stres kaynaklı süt kaybı yaşadık. sütüm küt diye kesildi. akşama kadar açlıktan çığlık çığlığa ağlayan bir bebekle başbaşa kaldım.Çilgin bu 2 gün sürdü. ben bu süre zarfında kendimi rahatlatmaya çabaladım. 2 yol arasında kalmıştım. bir yandan, oğlum aç olduğu için vicdan azabı yaşıyorum( bu dahada fazla stres yapmama neden oluyor) bir yandan acaba aç kalacağına mama versemmi diye kara kara düşünüyorum. ama sonuçta mantık galip geldi. ve sabırla emzirdim. aç karnına geçen ilk günün ardından, süt yavaş yavaş gelmeye başladı. tabi bu arada yine aşırı stres kaynaklı kalpte ritm bozukluğu denen şeyle tanıştım. kalbim mola ver diyordu sanki... buda beni inanılmaz azimlendirdi.  kendi kendime "hemen şimdi aklını başına topluyorsun, önce sen önemlisin, sen ii olacakssınki çocuğun iyi olacak, ne istediğine karar ver ve doğru bildiğini yap dedim. ne mi yaptım? her kadının yaptığını..Havalı soluğu kuaför salonunda aldım.Siritiyor saç baş manikür pedikür vs..sonrasında alış veriş yeni ciciler en son kitapçı ve sıcak bir fincan vanilya aromalı fransız kahvesi..:)) dünyada en sevdiğim 4 şeyden 3ü yanımdaydı ogün. kucağımda meme emen oğlum, masada kahvem, elimde kitabım.. resimde sadece kociş eksikti.:( herneyse... o gece oturup, hayatımın nasıl olmasını istediğimi düşündüm. beni mutsuz eden herşeyi çıkardım hayatımdan. sonraki hafta sanki yeni doğum yapmışım gibi süt fışkırması yaşadık.Siritiyor baya baya ertu bir göğüsten emerken, diğer göğüsten süt akıyordu ve göğüs pedleri derdimize çare olmuyordu.:)) annem emzirirken, diğer göğsüne bastır, boşa akmasın gibi bir öneride bulundu. hazır bol bol gelen sütü kaçırırmıyım? bende ertu emerken diğer göğsün altına bir bardak tuttum.Siritiyor 2 göğsüde emip, boşaltınca, bardağa biriken sütüde çay kaşığıyla hemen içirdim.Havalı

ilk yılı dünya yansa yorganım yok içinde, türküsü eşliğinde geçirmeye çalıştım. ama en ufak sıkıntıda stres yapıp, değmeyecek şeylere üzüldüğümde, sütüm yine azaldı malesef. her bünye farklı. benim vücudum stresi kaldırmıyor malesef. ufak birazcık üzüntü bile, bütün dengemi dolayısıyla süt üretimimi alt üst ediyor.

2. yıl artık iyice akıllanmıştım. tabi ek gıdalarla birlikte, emme süreleri saatleri azalmıştı. haliyle süt miktarıda. artık birini emerken diğerinden süt akmıyordu ama yeterince sütüm hep oldu.:)) taki ertu 30 aylık olduğunda, bir sabah uyanıp, "ertu meme hayır, ertu büyüüü" diye bir cümle kurupta emmek istemediğini söyleyene kadar..:)


gelelim bu süreçte en sinir olduğum şeylere....

bebeğin sadece anne sütü aldığı dönemde:

-sütün yetiyormu? ay şunu ye, bunu ye bilmemne yap..kendini üzme huzurlu olursan, sütün bol olur diyenler.. bizde biliyoruz heraldede kolaysa sen uygula kardeşim.

ek gıdalara başladıktan sonra:

- ay yavrum bu zayıf. çokmu emiyor? artık kessen diye akıl verenler

ilk yaş gününden sonra:

-ee sütün hala varmı? artık inek sütü versen, senin sütün yetmez diyenler.... ya kardeşim adı üstünde inek sütü, inek yavruları için. anne sütü varken, niye şimdi inek sütü vereyimki? desemde anlamayanlar...

2. yaş gününden sonra:

-ne hala emziriyormusun? yeter kes artık..canına yazık. hala sütün varmı ya? boş memeyi emmesin diyenler.. tabi ben salağım, sütüm bitmiş ama farkında değilim. yinede burda belirtmeden geçmeyeyim. yaklaşık 28 aylıkken 200 cc rahat sağabiliyordum... yeterki emzirmek isteyin,iş beyinde bitiyor.:))


bide  engin bilgilerini(!) benimle paylaşan  4 çocuk annesi şahsı atlamam ve özel olarak yazmam lazım. bu herşeyi bilen şahsiyet ertu 9. aylıkken ziyaretimize gelmişti. bana "sütün beyazmı sarımı?" diye bir soru sordu. anlam veremedim ama bembeyaz değil, sapsarıda değil, krem rengi gibi dedim. bu seferde "yoğunmu, su gibimi" dedi. bilmiyorum ama öyle su gibide değil, tatlı şekerli süt gibi işte dedim. cvp beni dumura uğrattı:"boşuna emzirme sen, açık renk süt artık hiç yaramaz çocuğa, emeceğine yesin"Çilgin tabi ben bunu ciddi ciddi kafaya taktım,acayip moralim bozuldu, bizim süt yine etkilendi bu işten... ertunun doktoruyla konuştum, kesmedi, gaziantepteki doktorunu aradım, ertuyu başka bir doktora daha götürüp, fikrini aldım.... internette derin araştırmalar yaptım vs.. sonuçta bu tamamen bir saçmalıkmış. ama ben o dönem hassas olduğumdan, çok düşünüyordum her söyleneni. böyle bir saçmalık bile, süt miktarımı etkiledi malesef.Utanmis kabul ediyorum azıcık eşeğimdir ben.


işin özeti, özgüven ve yapabileceğine inanma..gerisi zaten geliyor.:)) ve süt kesildiğinde dayanma gücü.:)) hem yaşadığınız vicdan azabına katlanmak hemde çevreden gelen "çocuk aç, mama ver" baskılarına dayanmak için bunlar şart.


ve tensel temasın önemini atlamadan.. bebekle sürekli bir arada olun mutlaka. birlikte banyo yapın. bence en kolay bebek yıkama şekli.:)) burda

ev işlerini yaparken kucağınıza bağlayın, yürüyüşe çıkınca, kanguruda taşıyın....  merak etmeyin, kucağa alışması dünyanın sonu değil. kendi başına ayağa kalkabildiği an, istesenizde sürekli kucağınızda olmak istemez.

biberon, emzik kullanmayın. 10 aylık bir bebek sıvı gıdaları bardaktan içebilir artık.:)

ve herşeye rağmen memeden süt almıyorsa,emzirme ekleyicileri kullanın.


aslında bu yazıda babanın rolündende bahsedecektim ama yine çok uzattım. oda başka yazıya kalsın.:) mola..:)

 

not:malumunuz ben çalışmayan bir anneyim.:)) çalışan bir anne olarak bu yazıyı okuyup bana kızmayın diye yorum kısmında çalışan bir anne olarak fikirlerini belirten öykünün annesi perihan'ın yazdıklarını buraya eklemek istedim.):


"Benim kızım Öykü de 28 aylık ve hala emiyor ve emzirmekten dolayı ben çok mutluyum. Ben çalışan bir anneyim. Kızım henüz 55 günlükken iş başı yaptım. İşe başlarken, stresten, kızımı bırakıp gideceğim üzüntüsünden, benden bir damla süt bile gelmedi ama yılmadım, sürekli sağdım, sağdım, gece gündüz birbirine karıştı ama işbaşı yaptığımda 1-2 biberon süt hazırlamıştım. 1.5 saat süt iznim de olduğu için sabahları bir saat, öğlenleri de yarım saat izin alarak, (işyerim evimize 45 dk uzaklıkta) her öğlen gidip kızımı emzirdim ve geri dönüp işbaşı yaptım. Çok yoğun ve yorucuydu, hiçbir zaman şikayet etmedim. Çalıştığım saatlerde de işyerinde sütümü sağarak, ertesi günün sütünü hazırladım. Zaman zaman biberon tutmadığı oldu, babaannesi saolsun kaşık kaşık verdi sütü ve böylece ilk 6 ay sırf anne sütü ile besledim güzel kızımı.

Anlattığın gibi zaman zaman benimde sütümün az geldiği olmuştur ama ne olursa olsun, hiçbir zaman mama ve emzik vermedim.
Hala Öykü, seninleyken fazla yemiyor, artık sütten kes deseler de, biliyorumki, " marketlerde bulunamayacak tek şey anne sütü" neden kızım emmeyi severken, ben emzirmekten vazgeçeyim ki.. Kim ne derse desin, kulaklarımı tıkıyorum ve kızımı emzirmeye devam ediyorum. Birgün gelir, kendi bırakır biliyorum.

Sevgilerimle
Perihan Özdemir"


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !